-->

Mandalina Bahçesi (2013) Film İncelemesi

tangerines poster

 Mandalina Bahçesi Film İncelemesi

''-yani oğlunu gürcüler mi öldürdü?''

--evet ama ne fark eder ki?

-nasıl yani? oğlunun yanına bir gürcü gömdün.''

--ahmed, fark eder mi?

-...

--cevap ver!

-hayır, fark etmez.''

Yazdığım bu diyalog filmde geçen bir diyalog. Sahi, söz konusu eğer bir savaş ise hayatını kaybedenin ne tarafta öldüğünün bir önemi var mıdır? İstersek farklı dinden olalım veya da farklı ırktan veya farklı ülke... Bunlar, hepimizin insan olduğu gerçeğini değiştirir mi?

Ahh ahh... Bu film için ne söyleyebilirim bilmiyorum... Filmin bana hissettirdikleri o kadar derin ki... İzlediğim en güzel 'savaş karşıtı' film olabilir... Hiçbir filmde bu kadar kendimi bulamamıştım... Filmin içinde hissettim kendimi. Köyün içindeki sokaklarda yürüdüm. O evin içinde oturdum, kalktım, çay içtim... Bir film bu kadar 'ben' olabilirdi... Bir film bu kadar 'Zehra' olabilirdi...

Eski Sovyet ülkeleri Abhazya ve Gürcistan arasında gerçekleşen 1992 yılındaki savaş sırasında çatışma hattının yakınlarındaki Estonyalı köy sakinleri on yıllardır kaldıkları toprakları çoktan terk etmiştir. Fakat geride iki kişi kalmıştır; Ivo ve Margus.

Çatışma sesleri köylerine adım adım yaklaşırken Margus Estonya'ya gitmeden önce bahçede kalan mandalinaları toplama telaşındadır, Ivo ise terk etmeyi düşünmediği bu topraklarda arkadaşı Margus'un mandalinaları toplayabilmesi için ahşaptan kasa yapmaktadır. Ama asıl olarak film Ivo ve Margus'un köyde iki yaralı asker bulması ile başlıyor. İşin garip tarafı da şu ki bu iki köylünün bulduğu askerlerinin birbirine karşı savaşan iki düşman olması. Ivo, Nika ve Ahmed isimli bu iki askeri hangi tarafta olduğuna bakmaksızın iyileşinceye kadar evinde bakıyor. Savaşın tam da ortasında iken ve bu iki asker birçok kez karşı karşıya gelirken, Ivo sürekli sevgi dolu yaklaşmış, savaşın anlamsız olduğunu ve insanlığının önemini hatırlatmıştır bizlere. 

Aslında filmde verilmek istenilen tüm mesajlar yalın bir dille anlatılmış. Basit bir anlatımı var filmin lakin basite indirgenilemeyecek kadar önemli ve etkileyici bir film. Gerek karakterleriyle gerekse müzikleriyle olsun... Her şeyi ile muazzam bir film.

Urushadze, ''Çatışma olaylarında çoğunlukla görmezden gelinen bir değeri göstermek istiyorum: İnsanlık değerini'' diyor, verdiği bir röportajda. Belki de bu filmdeki en önemli mesaj idi, ''ne olursa olsun insan kalmayı unutmamak''...

Savaş, insanoğlunun varoluşundan bu yana her daim bulunan bir gerçeklik. Savaşın bize kazandırdığı hiçbir şey yokken, ölümün ve öldürmenin ne kadar acımasız olduğunu ve anlamsız bir şekilde düşmanlığa sürüklediğini de görüyoruz bu filmde.

Savaşın getirip götürdüklerine dair unutulamayacak bir film var karşınızda. İzleyin. İzlettirin.

Bu kadar yeter! Yoksa sizi kurtardığım gibi öldürürüm gerçekten. Derdin ne, genç adam? Sürekli öldürürüm, öldürürüm. Bu hakkı sana kim verdi? Kim?

-Savaş

Budala!!

-Birbirlerini öldüreceklerinden korkmuyor musun?

+Çeçen şeref sözü verdi.

-Ona güveniyor musun?

+Evet.

-Ya Gürcü'ye?

+Ona da.

-Güzel şeref sözü verdiyse...

+Şaşırmasana. Hala verdiği sözü tutan insanlar var.

Film Süresi: 1 saat 30 dakika

Diğer Film İncelemelerimiz İçin Tıklayınız.

4 Tane Benzer Gönderi Alttadır

2 yorum

  1. Sayende izlediğim ve etkisinden çıkamadığım çok kıymetli filmlerden biri... Bu güzel yorum için ve filmi izlememe vesile olduğun için tekrardan çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl ben teşekkür ederim yorumumu dikkate alıp izlediğin için 💜🙏🏽🌺

      Sil

Yorum Gönder

Yorum Formunun altında ''Beni bilgilendir.'' kutucuğunu işaretlerseniz yanıtlarımız size bildirilecektir.
Her türlü sorun ve bilgi amaçlı yaptığınız yoruma cevabımızın sizin e-mailinize gelmesini istiyorsanız “Mail ile Abone Ol” bölümünü aktif etmelisiniz.
En kısa sürede yorumunuza cevap verilecektir.

Tüm Hakları Saklıdır © 2020-2021

Libereji | Kitap -Dizi - Film İncelemeleri