-->

Macbeth (2015) Film İncelemesi

macbeth filmi kapagı


MACBETH FİLM İNCELEMESİ

Merhabalar, Macbeth (2015) filmi ile karşınızdayım. William Shakespeare 'in en nadide eserlerinden birisi olan Macbeth, Justin Kurzel uyarlama filmin yönetmenliğini üstleniyor.


Kötü talihine rağmen,

Kan üstüne kana bulayarak kılıcını,

Yardı ne çıktıysa önüne, 

Yiğitlerin gözdesi Macbeth geldi yüz yüze..


Mavinin solukluğu tüm ovaya bürünmüş, kışın bitimine doğru, boyanmış suratların ettikleri yeminlerle göğüs göğse çarpışan iki ordunun savaşıyla başlar. Sahada vuruşanlardan ve hiç bileği bükülemeyenlerden birisiydi, Macbeth. Saflığı göze öyle çarpıcıydı ki. Hiçbir düşman ona kolay kolay yaklaşamıyordu. Yüzü neredeyse görünmüyordu. Sakalına bezenmiş mavi boya, onu karanlık gösteriyordu. Cadılar fark etmişti ama. Bir gün kral olacağını ummaktan ziyade Macbeth'e olan itimadını kazanıp övgü dolu sözlerle en yüksek ünvanını işaret ediyordu. İskoçya Krallığı. Zaferden döndüğü esnada, Cawdor beyliği kralın huzurunda verildi. İki cadıdan duydukları bulutların ardında yavaş yavaş beliren uzun bir köprü veya uzunca bir merdiven miydi? Yolun sonuna çıkan cehennem miydi, yoksa cennet miydi? Macbeth'in saflığını bozabilecek ne vardı? 


Gelin, alın benden kadınlığımı; 

Katılaştırın, taşlaştırın beni tepeden tırnağa. 

Öyle koyulaştırın ki karnımı,

Merhamet işlemez olsun içime.


Lady Macbeth, Macbeth 'e mutlu bir hayat vaat ederken; aynı zamanda, kudrete doymayan Cawdor Bey'inin,krallığa layık görülmesi gerektiğini ; Macbeth, Lady Macbeth'in sevgisini yitirme korkusuna kapılmaya başlar. Bu durum, belki birçok felaketlerin miladı olabilirdi. Yükseliş, hakimiyeti mümkün kılıyordu. Macbeth çabuk yükselişe geçtiği için ise ardında yatan sırları anlayamıyordu. Lady Macbeth için bu durum tam tersiydi. O işi bana bırak diyen idi. Macbeth 'e sevgi dolu sözcükleri eksik etmemesine rağmen, fısıltılarıyla korkutabiliyordu ve onun sadece kral olması adına her şeyi her fırsatta yapmaya koyulmaya hazırdı. Macbeth'in erkekliği artık güçlü bir silahtı.


Bundan bir saat önce ölüp gitseydim, 

Mutlu bir ömür sürmüş olurdum.

Çünkü bundan sonra benim için.

Her şey boş artık bu yalan dünyada


Duncan 'ın ölümü üzerine yalancıktan söylediğini sandığımız sözler, aslında Macbeth 'in gelecekteki mutsuzluğun habercisidir adeta.


Bahtımda kral olmak varsa var,

Ben elimi bile oynatmasam da korlar tacı başıma.


Krallığı, daha da huzursuz kılmış, bitmek bilmeyen endişeleri onu yiyip bitiriyordu. Güç ve iktidar ondayken, birilerinin sözünü dinlemek ne de yakınlarına sevgi beslemenin ne önemi vardı. Duncan'ın katlinden suçu başkalarına atmıştı ve onları kendi elleriyle öldürmüştü.Krallığı kendisine layık görülmüştü. Herkes ona saygıyla selamlıyordu. Macbeth, hiçbiriyle ilgilenmiyordu. Macbeth ile birlikte en üstteydiler. Her savaşçı aynı kalamaz, kimi zaman masum görünen bir yılana kimi zaman merhametsiz, öfkeli bir boğaya..


Yıldızlar kapayın gözlerinizi! Hiçbir ışık sızmasın

İçimdeki derin, karanlık isteklere.

Göz görmesin elin ne yaptığını;

Yine de olsun ama,olsun bu iş,

Gözün bakamayacağı kadar korkunç olsa da.


Farklı yaklaşımdan gelerek şunları aktarmak isterim ki, Macbeth 'in kendi isteğiyle kral olmadı fakat Lady Macbeth 'in bunu kendisine zorladığını söylemek mümkün değil gibi görünüyor. Elbette Macbeth, kral olmayı kafasına çoktan koymuştu. Fakat onu sinsi bir yılana dönüştürmek isteyen bir karısı vardı. En büyük engeli oydu. Macbeth 'in önünde bulunan birçok seçenekleri var iken, etrafındakileri zamanla ötekileştirdi. Çünkü acı kayıplarını, kötü talihini unutturmaya çalışan savaşçının yüreği çok farklıdır. Savaş sahalarında, o tektir. Mücadele, oluk oluk kan akıtmak.. onun hayatı boyunca kabullendiği bir vazifeydi. Tahta geçtiğinde, unutturmaya çalıştıkları birbirine girdi. Böylece kadınları ve küçük yaştaki çocukları canlı canlı infaz gerçekleştirmesini, bizlere onun merhametsizliğini ve kinini en zirvede olduğu dönemini tasvir etmeye çalışmışlardır. 


Öylesine kan içinde yüzüyorum artık,

Geri gitsem de bela,ileri gitsem de.


Macbeth 'in bu duyguya kapılmasındaki kilit etkeni yeterince resmedememiş ve aktaramamaları eksikliğin en başında geliyor. Kullanılan nükte objeler,mekanlar ve diyaloglar her şey kusursuzdu. Senaryo için ise kafamdakileri toparlayamıyorum. Filmin ilk dakikalarda mavi tonda bezenmiş savaş meydanı. Kılıcındaki ustalığıyla ve cesaretinden hiçkimsenin şüphe duyamayacağı bir savaşçı olan Macbeth'in bulunduğu kadraj, onun paklığını simgeliyordu. Son sahnedeki kullanım ise, kıpkırmızı solukta ve bir başka savaş meydanında, acısı taze bir babanın cevvali karşısında ne yapacağını şaşırmaya yeni yeni başlamış bulunuyordu. Halbuki Macbeth, kendisi de farkındaydı, çıkılamaz bir yolun içerisine girmişti bile. Birden fazla sunulan seçenekler tek sayıya inmişti. Macduff teslim olmasını ve kendisine olan cezayı hafifletmek üzere bir teklif sunmuştur:


-Teslim ol korkak! Yaşa ki gösterelim seni ibret diye cümle aleme! Eşi zor bulunan canavarlar gibi tasvirini bir sancağın altında şu sözlerle resmettirelim. İşte, burada görebilirsiniz zorbayı.Macbeth!
+ Teslim olmam genç Malcolm 'un ayaklarının dibinde toprağı öpmek ayaktakımının iğnelenmeleriyle aşağılanmak için. Birnam Ormanı gerçekten gelmiş olsa bile Dunsinane 'e, hiçbir kadından doğmamış seninle karşı karşıya gelsem de.Sonuna kadar denerim yine de. A
ttım bedenimi,koruyan kalkanımı. Gel vur hadi Macduff..Lanet olsun ilk feryat edene. "Dur, yeter artık!"diyene.

 

Kaybedeceğini anlamasıyla bu düşünceyle bunu söylememiştir Macbeth. Çünkü Macduff 'u fena halde yaralamış ve mağlup etmek üzereydi. Yani Macbeth halen kendisine sunulan tek seçeneği çoğaltma peşindeydi ve bu yüzden bu sözleri sarf onuruyla can verdi. Belki de Macbeth 'in dürtüsünde etkili olan o son faktör vicdanıydı. Hayatı boyunca tüm uzvuyla bir amaç uğruna peşinden koşmamış, yalnızca krallığa doğru bir adım atmış iken kendisini beklenmedik bir saygınlığa erişmiş halde bulmuştu. Anlıyoruz ki, Macbeth diğerleri gibi peşinden koşma güdüsünü ömrü boyunca taşımıyordu. Sonradan kazandığı bir şeydi. 


Kendini boşuna harcamış olur insan,

Dilediğine erer de sevinç duymazsa 

Yıktığın hayat kendininki olsa daha iyi,

Yıkmakla kazandığın şey kuşkulu bir mutluluksa.


Yazar Sheakspeare burada bize İngiltere krallığını tarih boyunca laneti simgelediğini göstermek istemiştir. Dolayısıyla neredyese eşi görülmeyen karakter çatışmasını ustalıkla dizayn ettiği bilinmesi halinde Macbeth'i yazmıştır. Lady Macbeth ve Macbeth dışındaki tüm karakterlerin rolleri işlevsel niteliktedir. İyiler safında yer alan hiçbir karaktere üç boyutlu kişilik yer vermeyen Sheakspeare oyunu, kişiler arası çatışma yerine tek bir karaktere ve ona en yakın kişi olan karısına odaklar. Olayların tümünü Macbeth'in ve karısının zihninden süzüldüğü şekliyle aktararak, içeriden izleyebildiğimiz karakter sayısını iki ile sınırlamış olur.


Bir asker ya da bir savaşçı ne kadar cesur olursa olsun; az bulunan, fazlasıyla ihtiyaç duyulan türden özelliklere sahip olması krallık uğruna hiçbir anlam ifade etmiyor. Macbeth de yazılabilecek en cesur ve en savaşçı roman karakteridir diyebilirim. Güçlü mesaj ve derinlikteki işlenişler, sınıflandırmalar oldukça muazzam. İzlediğim mevcut filmler arasında en iyi sinematografiye sahip film olarak ilk 5'e koymak istiyorum. Son sahne eserde geçmemesine rağmen, etkili bir evrensel mesajı niteliğine kazanmasını sağlamışlardır. Blade Runner 'dan sonra en iyi sona sahip film olduğunu belirtmem de fayda var. Dev karakter değişimiyle birlikte şahane oyunculuk. Tükenmek bilmeyen cesaret ve savaşçı ruhu, devirlmesi zor gibi görünen bir boğa gibi olabilir. Ama acılı bir yürek karşısında, kükreyen bir boğa ne yapabilir? Macbeth yenilmezdi.. vicdansız olana dek.


FİLME PUANIM: 93/100

FİLM SÜRESİ: 1 SAAT 53 DAKİKA


Diğer Film İncelemeleri İçin Tıklayınız.



4 Tane Benzer Gönderi Alttadır

Yorum Gönder

Tüm Hakları Saklıdır © 2020-2021

Libereji | Kitap -Dizi - Film İncelemeleri